Çift ve Evlilik Terapisi

Evlilik ve çift terapisinde çiftlerin, yaşadıkları problemlerin değerlendirilip çözümlerinin sağlanması hedeflenir. Çiftler çoğunlukla terapiye başvurmadan önce yaşadıkları problemleri uzun bir süre boyunca çözmek için bir çok yola başvururlar, denedikleri problem çözme yöntemlerinin bir sonuca götürmediğini gördükleri noktada evlilik terapisine başvururlar.Evlilik terapisti, çiftlerin birbirlerini gerçekten tanıyabilmeleri, yaşantılarında ortak bir amaç geliştirmeleri, ilişkilerinin güçlenmesi, ilişki doyumlarının arttırılması ve etkili iletişim becerilerini kazanabilmeleri gibi hedefler üzerinde çalışır. Terapi seanslarına eşler birlikte katılırlar. Bazı durumlarda eşlerden biriyle bireysel terapi seansları da uygulanabilir.

Evlilik danışmanlığında çalışılan konulara örnek olarak; evlilik öncesi danışmanlık, kıskançlık problemleri, ilişkide güven problemleri, iletişim problemleri, aldatma gibi olumsuz yaşantılar sonrası ilişkide güvenin yeniden inşa edilmesi gösterilebilir.

Uzman Psikolog tarafından evlilik danışmanlığı hizmeti yürütülmektedir. Evlilik terapilerinde yöntem olarak; Gottman Çift Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Satir Aile Terapisi, Çözüm Odaklı Terapi, Stratejik Aile Terapisi gibi temel terapi yaklaşımları uygulanmaktadır.

 

Aldatma ve Aldatılmanın Evlilik Üzerindeki Etkiler

Yapılan araştırmalara göre, bugün yaklaşık erkeklerin % 40’ının kadınların ise % 20’sinin evlilikleri sürerken başka bir ilişki yaşadıkları tahmin edilmektedir. Aldatmanın genel tanımı ‘ iki kişi arasındaki sözleşmeyi bozan her tür davranış’ olarak yapılmaktadır. Bu alanda çalışan Frank Pitman kitabında aldatmayı ilişkinin ihanete uğraması olarak tanımlar.

Evlilik yaşantısında çocuk kaybından sonra en stresli yaşam olayı olarak belirlenen aldatmanın yıkıcı etkisi sadece eşlerden birinin evlilik dışı cinsel ilişki yaşaması yüzünden değil, temelde yalan ve gizlilik yüzünden olduğu görülmektedir. Yalan ve yalanı gizlemek ‘eşi atlatmak için girilen kasıtlı bir çaba harcamak’ yıkıcı oluyor.

Aldatmanın Aldatılan Eş Üzerindeki Psikolojik Etkilerine baktığımızda şu şekilde özetlenebilir; öfke, güven kaybı, kişisel ve cinsel güvende azalma, öz-saygının hasar görmesi, terk edilme korkusu, bunaltıcı yoğun duygular, kontrol duygusu, adalet duygusu görülmektedir.

Çiftler terapiye bu sorunla geldiklerinde, çoğunlukla büyük bir duygusal kargaşa yaşadıkları görülür. Eğer, çift birlikte bu sorunu aşmaya adarsa kendini terapi hem birey için hem de çift için bir dönüm noktası olabilmektedir. Çünkü bu onlara yeni gelişmelerin, anlayışların ve bağlılığın kapısını açar. Ancak ilişkinin tekrar inşası, iki kişilik bir iştir. Buradan her iki eşin de üstüne düşen görevler vardır. Bunu aldatılan eşin tek başına gerçekleştirmesi mümkün değildir. Yeniden inşanın gerçekleşmesi büyük ölçüde evlilik dışı ilişkisi olan eşin çabası ile paraleldir.

Çift, ilişkilerinde en çok zorlandığı, problem yaşadığı alanları bir uzmanla birlikte belirleyerek bunlar için destek alıp çözümler üretmelidir. Bu problem alanları; iletişim, karar alma, problem çözme, cinsellik, maddi konular, sosyallik, aile ilişkileri olabilir.

 

Evlilikte Çatışma

Evlilik, bireylerin mutlu olmalarını sağlaması gibi olumlu etkilerinin yanında bazen sık tartışmaların olduğu çatışmalı bir evlilik haline de gelebilmektedir. Evlilikte çatışmaların sık ve şiddetli olması çiftlerin psikolojik sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Evlilik terapisine başvuran çiftlerin çoğunda evlilik sorunlarından kaynaklı sıklıkla depresif belirtiler yaşadıkları yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Çatışmalara yol açan birçok durum söz konusudur; iletişim problemleri, evlilik dışı ilişkilerin varlığı, kültürel farklılıklar, eşlerin evlilikten beklentilerinin farklı olması, cinsel sorunlar, maddi konular, eşlerin aileleriyle ilgili yaşanan problemler, alkol ve kumar gibi alışkanlıkların varlığı bunlardan bazılarıdır.

Evliliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi, çiftlerin yaşadıkları çatışmaları nasıl çözdüğüne bağlıdır. Çatışmalarını sağlıklı bir şekilde çözen çiftler, evliliklerinden doyum alabilirler ve evliliklerinde mutludurlar. Hatta çatışmadan dolayı evlilikleri tehlikeye girmek yerine ilişkileri daha da güçlenir. Sağlıklı evliliklerde bir miktar çatışma olması gayet normaldir.

Eğer bir evlilikte hiç çatışma yoksa, bu o evliliğin tehlikede olduğunu gösterebilmektedir. Eşler o kadar çok birbirlerine ilgilerini kaybetmişlerdir ki, artık çatışma dahi yaşamaz olmuşlardır.

Çiftler, çatışmaları yönetme konusunda gerekli becerileri edindikleri takdirde, yaşanan çatışmalar artık evliliği sarsamaz. Önemli olan sorunların göz ardı edilmemesidir. Yaşanan sorunlar göz ardı edildiği takdirde, ileride daha ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

 

Mutlu Çiftler

Bir ilişkiyi değerlendirmeden önce bireyi değerlendirmek gerekir. Bir birey öncelikle kendini iyi tanımalı, hayata dair isteklerini, hayallerini ve beklentilerini iyi bilmelidir. Böylelikle, karşısındaki insandan beklentilerini de daha rahat ifade etme imkanı bulur. Birey, karşısındakinden çok fazla şey beklerse, o kişiye ve yaşanacak ilişkiye de o kadar çok yük yüklemiş olur. Gerçekleştirilemeyen hayaller ve karşılanamayan beklentiler ise zaman içinde yaşanan ilişkiye zarar vermeye başlar.

Mutsuz çiftlerin yaptığı en büyük yanlışlardan biri, birbirlerini değiştirme çabasıdır. Böyle durumlarda kimsenin kazanabileceği bir şey yoktur. Ortaya çıkan şey ise sadece bir güç savaşıdır ve mutsuzluktan başka bir şey getirmez.

İlişkileri flört, nişanlılık ve evlilik süreçlerine ayırabiliriz. Her bir sürecin kendine has özellikleri vardır. Flört döneminde çiftler birbirlerini herhangi bir baskı olmaksızın, özgürce tanıma imkanı bulurlar. Nişanlılık döneminin ise diğer dönemlere göre daha zor ve sancılı geçtiği belirlenmiştir.

Evlilik ise dört başlıkta incelenir. Bunlar; çocuk sahibi olmadan önceki dönem, bebekli dönem, çocuğun ergenlik dönemi ve çocukların evden ayrılıp eşlerin yine başbaşa kaldıkları dönemdir.

 

Bir ilişkinin sağlıklı yürüyebilmesi için bazı kurallar belirlenmiştir. Bunlar;

  • Ne istediğini bilmek
  • Emek vermek
  • Eşini dikkatle dinlemek ve anlayış göstermek
  • Kendini ihmal etmemek
  • Eşini olduğu gibi kabul etmek
  • Saygı göstermek
  • Eleştirmemek
  • Kıyaslamamak
  • Ortak ilgi alanları oluşturmak
  • Karşılıklı güven ve abartısız kıskançlık
  • Anı yaşamak, geçmişte yaşanan tatsız olayların üstünde fazla durmamak
  • Duygularını ifade etmede açık olmak
  • Cinsellik

Günümüzde, ilişkilerde ve evliliklerde yapılan en büyük yanlışlardan biri mükemmelin peşinden koşmaktır. Ancak bilinmelidir ki, mükemmel evlilik ya da mükemmel ilişki diye bir şey yoktur. Her evlilikte veya ilişkide inişli çıkışlı dönemler yaşanacaktır. Önemli olan zor zamanları birlikte, sabırla ve anlayışla geçirebilmektir. Ayrıca, “biz” kavramı geliştirilirken “ben” olmayı da unutmamak gerekir.

 

Evliliklerde Yaş Farkı

Günümüz toplumlarında, eş seçimi konusunda kadınların ve erkeklerin geliştirmiş oldukları farklı standartlar gözlenmektedir. Kadınlar için kendisinden yaşça büyük, ekonomik ve eğitim seviyesi olarak daha üstün bir erkekle; erkekler için ise kendisinden yaşça daha küçük, ekonomik ve eğitim seviyesi olarak daha düşük olan bir kadınla evlenmesi normal karşılanmaktadır. Ancak bu anlayış özellikle kadınlar için değişmeye başlamıştır. Artık kadınlar da yaş, eğitim ve gelir seviyesi olarak kendileriyle aynı seviyede olan erkekleri tercih etmektedirler. Kadınların kendilerinden on yaş ve üstü olan erkeklerle evlenme oranları hızla düşmektedir.

Evlilikte yaş farkı için büyük yaş aralarından yaşları 50-70 arasında değişen erkeklerin büyük çoğunluğu, evlilik için kendilerinden en az 5-10 yaş küçük kadınları tercih ettikleri gözlenmektedir. Buna karşılık aynı yaş gurubundaki kadınlar için ise kendi yaşıtlarındaki erkeklerle evlenmek istedikleri saptanmıştır.

Eşlerin aralarındaki yaş farkı evlilikteki doyumu da doğru oranda etkilemektedir.

 

Erken Yaşta Evlilik

Evlilik bir anlamda sorumluluk almak demektir erken yaşta evlilik kararı alan çiftler özellikle bu sorumluluğu kaldırabileceklerinden emin olmaları gerekmektedir. Bu nedenle eşlerin belli bir yaşa gelmiş olmaları ve alınacak bu sorumlulukları kolaylıkla üstlenebilmeleri gerekmektedir. Erkekler için 29-30, kadınlar için ise 25-26’lı yaşlar uygun zamanlar olarak görülmektedir. Kişinin karakterinin oturmuş olması, hayattan ne istediğini bilmesi ve olgunlaşması açısından bu yaşlarda yapılan evliliklerin daha sağlıklı yürütüldüğü kanaati doğmuştur.

Farklı başlıklar altında toplanan bu bilgiler ışığında, kişi kendisini ve evlenmek istediği kişiyi iyi değerlendirmelidir. Her şeyden önce evlilik kararına bir duygu yoğunluğuyla değil, mantık çerçevesinden bakmak fayda sağlayacaktır. Kişiler yapmayı planladıkları evlilikle ilgili şüpheler taşıyorlarsa evlilik kararı öncesinde bir aile danışmanından destek istemeleri oldukça doğru bir karar olacaktır.

 

Çiftler İçin İlişki Danışmanlığı

Ülkemizdeki evliliklerin büyük bölümü ailelerin tutumları yüzünden bitmektedir. Ayrıca, ekonomik sıkıntılar, alkol ve madde bağımlılığı, şiddet, cinsel sorunlar, kişilik ve beklentilerin farklılılığı gibi nedenler de evlilikleri sona erdirmektedir. Bu nedenlerin temelinde ise genellikle iletişimsizlik karşımıza çıkmaktadır. Eşler birbirlerine ihtiyaçları olduğu zamanlarda birlikte olamadıklarında evlilikleri çıkmaza girmektedir.

Evliliklerde birçok etken o evliliğin geleceğini etkiler. Yaşadığımız toplumda ailelerin evlilikler üzerindeki yoğun etkisini göz önünde bulundurursak, çiftlerin ekstra sorumluluklar üstlenmesi gerektiğinin de farkına varılabilir. Özellikle erkeklerin bu konudaki isteksizlikleri ve yetersizlikleri, evliliği kadınlar için daha da zor hale getirebilmektedir.

 

Doğru bir evlilik kararı alabilmek için eşlerin birbirleriyle ilgili şu konularda fikir sahibi olabilmeleri oldukça önemlidir;

  • Hayattan ve evlilikten beklentiler
  • Cinselliğe bakış açısı
  • Çocuk sahibi olma konusundaki düşünceler
  • Eşlerin birbirlerine hayat boyu destek olup olamayacağı
  • Kendi ailesiyle olan ilişkileri
  • Eşinin ailesiyle olan ilişkileri
  • Mesleği ve gelir düzeyi
  • Psikolojik ve bedensel sağlığı
  • Ailesine olan bağlılığı
  • Kişilik özellikleri

Elbette sayılan bu konuların dışında eşlerin ele almaları gereken daha pek çok konu vardır. Ancak, sevgi ve anlayışın hakim olduğu bir ilişki biçiminde her türlü konu ve sorun rahatlıkla aşılacaktır. Aksi halde evlilik eşler için bir paylaşım olmaktan çıkıp sadece özgürlüklerin kısıtlandığı ve istenmeyen sorumlulukların üstlenildiği bir kurum haline dönüşür. Bu nedenle, evlilik kararı alınmadan önce çiftler birbirleriyle ve alacakları kararla ilgili endişeler taşıyorlarsa bir aile danışmanından yardım isteyebilirler. Aile üyelerinin katıldığı psikolojik bir danışmanlık olan bu süreç, eşlere destek verme amacı taşımaktadır. Bu süreçte çiftler, yaşadıkları sorunları kendi bakış açılarından ortaya koyarlar. Psikoloji danışmanı ise çiftlerin birbirlerini saygıyla dinlemesine, sorun hakkında konuşulmasına, çiftlerin birbirini inciten davranışlarda bulunmamasına, diğerlerinin bakış açılarını anlamasına, kişilerin birbirlerini oldukları gibi kabul etmesine, bireylerin beklentilerini açıkça ifade etmesine yardımcı olur.

 

Doğru Eş Seçimi ve Evlilik Kararı

Bir kişinin evlilik kararı almasında o zamana kadar edindiği hayat tecrübesi ve kişilik özellikleri çok önemlidir. Bu etkenleri gözönünde bulundurarak geliştirilmiş bazı kuramlar vardır;

Bütünleyici Gereksinimler Kuramı Bu kurama göre, evlilik kararı alacak olan kişi, kendi kişiliğinde eksik olan özelliklerini eşinden tamamlamasını beklemektedir. Örneğin, ilgi ve şefkate ihtiyaç duyan biri, şefkat dolu ve kendisine çok ilgi gösteren birini eş olarak seçebilmektedir.

Uyarıcı – Değer – Rol Kuramı Bu kuramın birinci aşaması bireyin karşısına çıkan kişinin kişilik özelliklerinden etkilenmesidir. Uyarıcı aşama denilen bu aşamada kişiler ilişkilerinin değerlendirmesini yaparlar. İlişki kendileri için önemli bulunursa ikinci aşama olan değer aşamasına geçilir. Kişiler fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak ortak değerlere sahip olduklarını düşünüyorlarsa son aşama olan rol aşamasına ulaşırlar. Bu aşamada, kişiler birbirlerini hayatta üstlenecekleri roller (eş, ebeveyn gibi) içindeki davranış biçimlerini kestirmeye çalışırlar. Bu aşamanın ardından ise evlilik kararına yönelik girişimler hayata geçer. Doğru eş seçimi için karşı taraftan beklentilerinizi net olarak düşünmeli ve doğru karar almak için adımlarınızı atmalısınız.

 

Evlilik Öncesi Dönem

Bir evlilikte eşleri etkileyen pek çok psikolojik sebepler vardır. Bu nedenle çiftlerin evlilik kararını almadan önce birbirlerini yeterince tanımaları ve evlilik sorumluluğunu alıp alamayacaklarını iyice düşünmeleri gerekmektedir. Özellikle toplumumuzda, erkeklerin sorumluluk alma konusundaki istek ve kararlılıklarını pek çok kere gözden geçirmeleri tavsiye edilmektedir. Evlenmeden önce dikkat edilmesi ve değerlendirilmesi gereken bazı kriteler vardır. Evlenmeden önce eşlerin birbirleri hakkında kişilik özelliklerini, evliliğe ve hayata bakış açısını, kendisine her konuda destek olup olamayacağını, mesleği ve gelir düzeyini, sağlık durumunu, çocuk sahibi olmak isteyip istemediğini, cinselliğe bakış açısını, her iki tarafın ailesiyle olan ilişkilerini, psikolojik bir sorununun olup olmadığını bilmeleri gerekmektedir. Bu kriterler ve daha pek çok konu çiftler arasında tartışılmalıdır.

Evlilik öncesi depresyonu bilinen bir gerçektir. Evlilik sorumluluk gerektirmektedir ve eğer kişi bu sorumlulukları üstlenemeyeceğini düşünüyorsa biraz daha beklemekte fayda vardır. Karşılıklı sevgi ve anlayışın var olmadığı evliliklerde bu sorumluluklar kişilerin özgürlüklerinin elinden alınması gibi algılanabilir. Bu nedenle evlilik kararı üzerine iyi düşünülmeli, sevgi ve anlayışın hakim olduğu ilişkiler geliştirilmelidir.

Evlilik öncesinde bahsedilen bu kriterler dikkatle ele alınmalıdır. Gerekli hallerde evlilik-ilişki danışmanlarından destek istenebilir. Objektif ve uzman birinin rehberliğinde, kişilerin evliliğe hazır olup olmadıkları, birbirleri ile uyumu, hayata bakış açıları ve evlilikten beklentileri masaya yatırılır. Yapılan bu görüşmeler kişilerin verecekleri kararda belirleyici ve yol gösterici bir kaynak olabilir.

 

Evlilik Öncesi Danışmanlık

Neden evlenmek istiyorum?  Bu soruya verilecek cevap çok önemlidir. Kişinin gerçekten sevdiği insanla birlikte yaşama isteğiyle bir evlilik kararı alıyor olması gerekmektedir.

Neden ‘onunla’ evlenmek istiyorum? Çiftlerin birbirlerini yeterince tanıdığını, hayata karşı benzer bakış açılarına sahip olduğunu, bir ömür boyu birlikte yaşamak istediklerini düşünmeleri onların alacakları evlilik kararında doğru yolda ilerlediklerinin bir göstergesidir.

Hayata nasıl bakıyoruz? Eşlerin hayata benzer pencerelerden bakmaları onların evlilik hayatlarını doğrudan etkileyecektir. Olayları, insanları ve genel anlamıyla hayatı birbirine yakın tarzda değerlendirebilen ve benzer tepkileri veren eşlerin evlilikleri çok daha sağlam adımlarla ilerlemektedir.

Nasıl bir eş istiyorum? Kişi, nasıl bir eş istediğini, nasıl biriyle hayatını birleştirmek istediğini iyi tahlil etmelidir. Geleneksel, modern, farklı düşünen, koruyucu biri mi olacağını iyi düşünmelidir. Ancak bunun için de ,eşler flört ve nişanlılık dönemlerinde kendilerini oldukları gibi yansıtmalıdırlar.Olumsuz yönlerini karşı taraftan gizleyip, olumlu yönlerini ön plana çıkarmamalıdırlar. Aksi taktirde,verilecek evlilik kararındaki etkenleri yanıltmış olurlar. Dolayısıyla kişi hayal ettiği ve istediği eş modelinden çok daha farklı biriyle karşılaşabilir ve verilen yanlış kararlar işleri çıkmaza sokabilir.

Cinselliğe bakış açısı: Evliliklerin büyük bir bölümünün cinsel sorunlar ya da cinsel uyumsuzluklar nedeniyle bittiği bilinmektedir. Bu nedenle eşler arasında cinsellikle ilgili konular da konuşulmalıdır. Evliliklerde eşlerin cinsel doyuma ulaşamaması demek, evliliğin her boyutunda sorunlara kapı aralamak anlamına gelebilmektedir

Evlenmek İçin Doğru Nedenler Sosyo-Ekonomik Düzeylerin Birbirine Yakın Olması: Aynı sosyo-ekonomik çevrelerden gelen kişilerin yaptıkları evliliklerin başarı oranlarının yüksek olduğu bilinen bir gerçektir.

Enerji Düzeylerinin Benzerliği: Kişilerin enerji düzeylerinin birbirine yakın olması evlilikte ulaşılan doyumu doğru oranda etkilemektedir.

Hayata Bakış Açılarının Benzerliği: Eşlerin hayatın hızına ayak uydurabilme, değişime ve değişikliğe olan ihtiyaç veya durağanlığı sevme gibi konularda birbirlerine benzemeleri, evlilikteki uyumu da artırmaktadır.

 

Evlilik İle İlgili Beklentiler

Gerçekçi olmayan evlilik ile ilgili beklentiler, eşlerin ciddi hayal kırıklıkları yaşamalarına, evliliklerinde sorunlar yaşamalarına ve hatta çıkmaza girmelerine neden olabilmektedir. Bunlardan bazıları ise şöyledir;

‘Eşim en yakın dostumdur’ düşüncesi: Bireyin hayatında eş ve arkadaş çok önemli kişilerdir. Bir bireyin eşine arkadaş rolünü de yüklemesi oldukça yanlıştır, çünkü her iki ilişki türünün de o kişi için farklı getirileri vardır.

‘Evlilikte yarı yarıya paylaşım gerekir’ düşüncesi: Bu düşünce, ilişkiler içinde bireyler için gerekli ve kaçınılmazdır. Ancak, paylaşım düşüncesi bir orana sabit kılınamaz. Hayatta karşılaşılacak olan durum ve imkanlar gözönünde bulundurularak, kimi zaman birinin diğerine oranla daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekebilir. Paylaşım konusu, uzun bir zaman dilimi için düşünülmelidir.

‘Çocuk sahibi olmaksızın bir evlilik olamaz’ düşüncesi: Eşler için çocuk sahibi olmak evliliğin en önemli amaçlarından biridir. Bu sayede çiftler birbirlerine daha çok yakınlaşacaklarını, aralarındaki sorunları daha kolay çözebileceklerini düşünürler. Bu düşünceler çocuk sahibi olma kararını çok ciddi bir şekilde etkiler. Ancak zaten başarısız bir ilişkide çocuk sahibi olmak her zaman çözüm olamayacağı gibi kişiler arasında başka sorunların da yaşanmasına neden olabilmektedir.

‘Eşime şimdiye dek yaşadığım her şeyi anlatmalıyım’ düşüncesi: Evlilik kararı almak üzere olan çiftlerin birbirlerini tanımaya çalışmaları çok normaldir. Ancak o zamana dek yaşadıkları olayları ve tecrübeleri birbirlerine aktarırlarken de dikkatli olunmalıdır. Çiftler ilişkilerinin nasıl etkileneceğini tahmin edemedikleri konularda konuşacakları zaman aile terapistlerinden destek alabilirler.

 

Evlilik Kararı Alırken

Kişiler evlilik kararı alırken farklı nedenler düşünmektedirler. Bu kararı verirken yapılan hataların bazıları şu şekilde sıralanabilir;

İlk Bakışta Aşk: İlk görüşte aşk, kişilerin mantıklı düşünmelerine ve yanlış kararlar almalarına neden olabilmektedir. Bu nedenle çiftlerin birbirlerini tanımak için zaman tanımaları ve alacakları karar öncesinde iyi düşünmeleri gerekmektedir.

Evden Kaçış: Bazı insanlar mutlu olamadıkları ve sürekli sorun yaşadıkları bir ortamdan kurtulabilmek için evliliği bir çare olarak görmektedirler ve evlilik kararı almaktadırlar. Bir kaçış olarak da değerlendirebileceğimiz evlilik kararı her zaman doğru olamayabilmektedir.

Cinsel İsteklerin Karşılanması: İnsanlar bazen cinsel ihtiyaçlarını giderebilmek için evlenmek istemekte ve evliliğin asıl temellerini gözardı ettikleri için yanlış kararlar verebilmektedirler.

Yalnızlıktan Kurtulma İsteği: İnsanlar bazen yalnızlıktan kurtulmak için evlilik yapmayı deneyebilirler. Ancak sadece bu amaçla yapılan evlilikler genellikle doğru evlilikler olmamaktadır.

 

Evlilik Öncesi Flört Dönemi

Flört ya da nişanlılık dönemlerinin uzadığı ilişkilerde sorun yaşama riski giderek artmaktadır. Özellikle, ilişkide ailelerin de yer almaya başlaması eşler arasındaki nazik dengeleri bir şekilde etkilemektedir. Bunlara rağmen nişanlılık ve flört dönemleri evlilik hayatı hakkında eşlere ipuçları da vermektedir. Bu nedenle çok iyi değerlendirilmesinde fayda vardır.